15 Nisan 2014 Salı

Hadi canım sen de!

Noldu, hani, nerede?
Her gün hayal kuruyorsun, her gün evet yapacağım diyorsun, hatta önüne başka insanlar da çıkıyor seninle aynı düşünen, oh ne güzel yalnız değilim diyorsun, bak benim gibi bu işe, bu yaşantıya inanmayan insanlar var, ee o zaman, neden bir aksiyon almıyorsunuz?
Çünkü işimize geliyor, kafamızı kendimiz için çalıştırmak zor geliyor da elin işleri için, başkalarına aşık atmak için atmadığımız taklalar kalmıyor, bir taklayı da kendimiz için atsak? Yok, olmaz, çok zor, önüme fırsat gelmiyor, mafya var o işte, birikmiş param yok, kim o kitabı okuyacak, akşam dizi izlemem gerek, amaaan kim şimdi akıl yorup uğraşsın ki kendi istediğini yapmaya deyiverip günlük monotonluğun içerisine dalıyoruz..
Hayat çok monoton, aman ha biz değiliz, hayat bizi sevmiyor da o yüzden zincirden kopup çıkamıyoruz, yoksa biz çok akıllıyız, hiç de tembel değiliz, hep kader, kısmet ve şansın suçu.
Ne yazık ki, aramızdan birkaç cesaretlisi dışında bizden bir cacık olmaz..




10 Ağustos 2012 Cuma

Sınırsız hayal..



Seninle olsam, 

Üzerimizde ince kıyafetler, ayaklarımız yalın, el ele, hafif rüzgar esintisinde, yüzümüzde gülümseme, denize doğru gitsek, tüm yollarımız temiz denizlere çıksa, kafamızda sadece öğlen ne yesek telaşı olsa, ufka bakıp hayal kurmaya bile tenezzül etmesek.. biraz sessizlik, hep sen, yarın ne yapacağız diye düşünmesek, akşam olunca da sevdiklerimizle koca bir masada otursak, havada çiçek kokusu, cırcır böcekleri ile kahkaha sesi duyulsa..


Bunların hepsi sadece bir haftalık sıkıştırılmış tatil ile sınırlı olmasa..




11 Temmuz 2012 Çarşamba

uyku..


Çok işim var, çalışasım yok, birazdan üst üste telefonlar çalmaya başlar, buranın havası pis, boğazım yanmaya başladı, doğallıktan uzak, içinde mikrop barındıran klimalar bi oramdan bi buramdan vurup duruyor, yani halim hal değil, bir sürü yurtdışına ait komplike işleri örümcek sezilerimi kullanarak çözmem lazım..

Ama ruhum burada olmak istemiyor, vücudumu delip, çıkıp kaçası var..



Şimdi..sadece hafif rüzgar sesinin geldiği beyaz taş bir odada, koca bir yatakta sevdiğimle beraber yatmak vardı, serin, temiz deniz kokusu, kafanda bir gram stres yok, yarın ne olacağım, para yetecek mi, köprü kalabalık mı, havalar da pek sıcakladı, deprem gelir mi, meydan çok kalabalık, eve yetişmem lazım, aman çantamı çalmasınlar, aman bomba patlamasın, basma kornaya işte, yol mu var, aman ezilmeyelim, pöf bu ne biçim ter kokusu, bugünü de sağsalim kurtardık düşüncelerinden çok uzak, camının altında meyve ağaçları, iki adım ötende masmavi deniz, canın istediğinde tamamen doğal ürünlerle kahvaltı, yok ya daha kahvaltıya gerek yok, hadi uyuyalım…



23 Ocak 2012 Pazartesi

bırakırsın
ben de bırakırım
bırakılırız elbet birgün
belki kavuşuruz
belki bir daha görmeyiz
birbirimizden kopacağız elbet
belki bugün
belki yarın
bir gün döneriz belki tekrar
bazen içimize eser
bir daha ayrılmayacağız deriz
bir daha görüşmeyeceğiz deriz
bana ne düşündüğümü sorma ama
biliyorum, birgün bitecek her şey
belki bugün
belki yarın
belki ölünce
belki de asla..

17 Ocak 2012 Salı

.

Başkalarının bloglarına baktıkça ne kadar yeni ve bu konuda bilgisiz olduğumu anladım, kimse izlemiyor bile beni.. Kim açsın okusun zaten benim geyiklerimi zaten..
Ama olsun ya.. Elbet kitap çıkarmayı düşünmüyorum blogumla ilgili.. Uzuun bir yolum var daha..

3 Ocak 2012 Salı

bir iş

Gerçekten doğru mu evrene gönderdiğin sinyaller, yoksa tesadüf mü yaşananlar? Birileri kafamıza bir şeyler soktuğunda o şeylerle alakalı bir sürü bilgiler karşına çıkıyor, hem de o kadar alakasız yerlerden, alakasız yerlerden karşına çıkmasını istediğin şeyler de bir türlü karşına çıkmıyor nedense! Çıksa ya işte bir gönül dostu, heyooo evren duy beni, brain storming yapalım, gönder birini, seni seçtim pikachu desin..yok..derin sessizlik..

30 Aralık 2011 Cuma

Yeni Yıl

İşte bir yıl daha bitti..
Aslında bir önemi var mı? İşte gelen gün, gelen yıl gidiyor, zaman kendi akışında ama biz üzerine bir anlam yüklemeye çalışıyoruz..
Şimdi ha 2011miş, ha 2012 olmuş, aslen bir manası olmasa da matematiksel olarak bir isim vermek zorundayız, aksi halde Ayşe yılı, Fatma yılı derken hesap tablolarımız şaşabilirdi, ya da Ayşe yılından Fatma yılı arasında kaç yıl farkettiğini nereden bulabilirdik..

Bir sürü kayıplarımız, bir sürü kazançlarımız oldu.. Daha güzelleri olacak diye temennilerimiz olsa da kendimiz bi yerlerimizi kaldırım bir şey yapmadığımız sürece hiçbir değişiklik olmayacak hayatımızda..Kaderimiz eskizlerini yaptı, üzerinde oynamak bizim elimizde..