Çok işim var, çalışasım yok, birazdan üst üste telefonlar
çalmaya başlar, buranın havası pis, boğazım yanmaya başladı, doğallıktan uzak,
içinde mikrop barındıran klimalar bi oramdan bi buramdan vurup duruyor, yani
halim hal değil, bir sürü yurtdışına ait komplike işleri örümcek sezilerimi
kullanarak çözmem lazım..
Ama ruhum burada olmak istemiyor, vücudumu delip, çıkıp kaçası
var..
Şimdi..sadece hafif rüzgar sesinin geldiği beyaz taş bir odada,
koca bir yatakta sevdiğimle beraber yatmak vardı, serin, temiz deniz kokusu,
kafanda bir gram stres yok, yarın ne olacağım, para yetecek mi, köprü kalabalık
mı, havalar da pek sıcakladı, deprem gelir mi, meydan çok kalabalık, eve
yetişmem lazım, aman çantamı çalmasınlar, aman bomba patlamasın, basma kornaya
işte, yol mu var, aman ezilmeyelim, pöf bu ne biçim ter kokusu, bugünü de
sağsalim kurtardık düşüncelerinden çok uzak, camının altında meyve ağaçları,
iki adım ötende masmavi deniz, canın istediğinde tamamen doğal ürünlerle
kahvaltı, yok ya daha kahvaltıya gerek yok, hadi uyuyalım…
